AĞRININ SINIFLANDIRILMASI ve AĞRI TİPLERİ

Haz 23, 2019

AĞRIYI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  1. Fiziksel faktörler
    • Anksiyete ve korku
    • Yakınma
    • Umut ve umutsuzluk
    • Kriz reaksiyonları
    • Stres
    • Depresyon, ölme dileği, intihar riskleri
    • Kişilik faktörleri
    • Psikolojik faktörler
  2. Çevresel faktörler
    • Ailesel nedenler
    • Kültür
    • İkincil olarak kazanılmış ağrı alışkanlıkları
    • Sosyoekonomik faktörler
    • İşle ilgili faktörler
  3. Davranışsal faktörler
    • Alışkanlıklar
    • Roller
    • İş‑uğraşı performansı
    • Hayat kalitesi

AĞRININ SINIFLAMASI

Ağrının zamansal, fizyopatolojik mekanizmalarına ve kaynaklandığı bölgeye göre sınıflaması yapılabilir.

Zamansal zeminde ağrı

  1. Akut ağrı
  2. Kronik ağrı

Fizyopatolojik mekanizmalarına göre ağrı

  1. Nosiseptif ağrı
  2. Nöropatik ağrı
  3. Psikomatik ve psikojen ağrı

Kaynaklandığı bölgeye göre ağrı

  1. Somatik ağrı
  2. Visseral ağrı
  3. Sempatik ağrı

Nosiseptif ağrı: Periferik nosiseptörlerin deri, kas, bağ dokusu gibi alanlarda bir lezyon sonucunda nosiseptif mekanizmaların işlediği ağrılardır.

Nöropatik ağrı: Periferik ve santral sinir sistemindeki lezyonlara bağlı olarak ortaya çıkan ağrılardır. Allodini, hiperestezi, dizestezi, hiperaljezi gibi anormal ağrı fenomenleri görülebilir.

Psikomatik ağrı: Depresyon gibi durumlarda görülen, ağrıya neden olabilecek tapısal bir lezyonun bulunmadığı ağrıdır.

Somatik ağrı: Periferik sinirlerden kaynaklanan ani başlangıçlı ve iyi lokalize edilebilen ağrıdır.

Visseral ağrı: Yavaş başlangıçlı, künt, yeri iyi lokalize edilemeyen iç organlara ait ağrıdır.

Sempatik ağrı: Lokalize bir bölgede sempatik aktivitenin artışı ile karakterizedir. Refleks sempatik distrofi ve kozaljide görülen ağrılar.

AKUT AĞRI

Akut ağrı aynı zamanda keskin, batıcı, hızlı ve elektrik ağrı gibi pek çok alternatif isimle de tanımlanabilir. Bu ağrının esas fonksiyonu doku hasarının alarmını vermektir. Bu duyunun etkisi ile geri çekilme refleksi gelişir. Ağrılı bir uyarandan 0,1 sn sonra hissedilebilir. Bu tir ağrı, deriye bir iğne batırıldığında, deri bir bıçakla kesildiğinde veya akut yanıklarda hissedilir. Derinin bir elektrik şokuna maruz kalması halinde  de bu ağrı duyulur.

            Vücudun pek çok derin dokusunda akut ağrı ortaya çıkmaz. Genel olarak akut ağrı mekanik ve termal uyaranlarla oluşur. Akut ağrı myelinli A‑delta lifleriyle iletilir. Ani başlangıç göstererek üç aydan daha kısa sürede sonlanır. İyileşme gerçekleşinceye kadar hem fazik hem de tonik devreyi içerir. Akut ağrısı olan kişilerde artmış kas gerilimi, kan basıncı, kalp hızı ve terleme gibi otonomik değişiklikler gözlenir. Ayrıca bu ağrı rahatsız edici uyaran ortadan kalktıktan sonra devam etmez. Ağrı biyolojik bir semptomdur.ağrıya Anksiyete de eklenir. Tanı kolaydır ve tedavisi mümkündür, tedavi edici hekimliğin içine girer.

KRONİK AĞRI

Yavaş, yanıcı, sızı, zonklama karakterlerini taşır. Bu ağrı doku hassasiyeti ile beraberdir, uzun ve dayanılmaz bir hale gelebilir.hem deride hem de birçok derin doku ve organda ortaya çıkabilir. Kronik ağrı mekanik, termal ve uyaranlarla gelişebilir. Özelikle kimyasal uyaranlar sonucunda ortaya çıkan kimyasal maddeler ( bradikinin, histamin, asetilkolin, prostaglandinler ) kronik ağrının uyarılmasında önemlidirler. Kronik ağrı ağrılı bir uyarandan ancak 1 sn sonra başlar ve artarak devam eder. Bu ağrı myelinsiz C lifleri tarafından taşınır. Kronik ağrı süreklidir, ağrı veren uyarıcı ortadan kalktıktan sonra da devam eder, rijidite ve spazm ile karakterize  olan koruyucu refleksi doğurur. Ayrıca bu ağrının lokalizasyonu geneldir. Bu durum da C liflerinin beyin sapında ve talamusda yaygın olarak sonlanmalarından ileri gelir. Ağrı burada artık hastalıktır. Uyku bozukluğu, huzursuzluk, iştahsızlık, konstipasyon olabilir. Sosyal uyum bozulabilir. Ağrı davranışı gelişir ve depresyon eklenir. Tanı kompleks ve tedavi zordur. Rehabilitasyon hekimliğinin alanına girer.

Ağrının reseptörlerden merkezi sinir sistemine iletimi bu iki ağrı için farklılık gösterir. Ağrı iletiminde bunlardan bahsedeceğiz.

YANSIYAN AĞRI

İnsanlar sıklıkla esas ağrıya sebep olan dokudan uzak bir vücud kısmında ağrı hissederler. Bu ağrıya yansıyan ağrı denir. Ağrı genellikle iç organlardan birinde başlar ve vücut yüzeyindeki bir bölgeye yansır. Mekanizması; visseral ağrı liflerinin dalları omurilikte, deriden gelen ağrı liflerinin ulaştığı aynı ikinci nöronlarla sinaps yapar. Visseral ağrı lifleri uyarıldığı zaman iç organlardan gelen ağrı sinyalleri, deriden gelen nöronların  bazıları tarafından ilgili dermatoma iletilir. Böylece  şahıs bu duyuların deriden kaynaklandığı hissine kapılır.

AKUT – KRONİK AĞRI FARKI

AĞRI EŞİĞİ

Verilen bir uyaranın ağrı oluşturduğu andır.

AĞRININ NEDENLERİ

             Ağrının nedenlerinde primer olarak 3 durumdan bahsedeceğiz ;

             – Doku hasarı

             – Doku iskemisi

             – Kas spazmı

            Doku Hasarı : Hasarlanmış doku ekstreleri normal bir derinin altına enjekte edildiğinde şiddetli bir ağrıya neden olur. Çünkü kimyasal ağrı reseptörlerini uyaran kimyasallar bu ekstrede mevcuttur. Ayrıca potasyum iyon konsantrasyonunun lokal artışı da direkt olarak sinir uçlarını etkileyerek ve sinir membranlarının iyonlara karşı geçirgenliğini artırarak ağrıyı uyarmaktadır.

            Doku İskemisi : Bir dokunun kan akımı bloke olduğunda doku birkaç dakika içinde çok ağrılı bir hal alır ve doku  metabolizması arttıkça ağrı  daha da artar.Bunun nedeni dokularda anaerobik metabolizma sonucu biriken laktik asittir.Aynı zamanda hücre hasarına bağlı olarak bradikinin gibi diğer kimyasal ajanlar da ağrı sinir uçlarını uyarırlar.

            Kas Spazmı : Bu ağrı direkt olarak kas spazmının mekanik – duyarlı ağrı reseptörlerini uyarmasıyla ortaya çıkar.Yine büyük olasılıkla kan damarlarında oluşturduğu basınç ile indirekt olarak iskemiye yol açmasına bağlıdır. İskemi sonrasında da ağrı doğuran kimyasal maddelerin serbestleşmesi için ideal bir ortam yaratır .

            **** Ağrının iletim yoları içinde oluşumu ve tedavisi için çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bunlar; Kapı Kontrol Teorisi  , Patern Teorisi, Spesifik Teori , Anadol Bloke Etme ve Santral İnhibisyondur.

             1960’ lı yıllarda Melzack ve Wall tarafından açıklanan Kapı Kontrol Teorisi , en çok üzerinde durulan ve bugün ağrı tedavisinde temel teşkil eden bir yöntemdir. Kapı Kontrol Teorisine göre ağrının hissedilmesi , bir başka deyişle aksiyon sisteminin ateşlenmesi için  T hücrelerine gelen uyarının belirli bir seviyenin üstüne çıkması gerekir. Substantia Gelatinosa’ nın T hücreleri üzerinde inhibe edici etkisi vardır. A- delta ve C liflerinin ise SG üzerinde inhibe edici etkisi varken , A- beta liflerinin fasilite edici etkisi vardır .İşte bu kalın afferentlerin etkin olması durumunda  SG’ den  T hücrelerine etki eden inhibitör mekanizma fasilite edilmiş olacağından , ağrı lifleri tarafından taşınan uyarıların T hücrelerine geçişi azdır ve kapı kapatılarak aksiyon sisteminin ateşlenmesi engellenir. A- delta ve C liflerinin hakimiyetinde ise tam tersi sonuç ortaya çıkarak , kapı açılmış olur.

           Presnaptik İnhibisyon : Kapı kontrol mekanizmasına göre A- delta liflerinin yani kalın miyelinli liflerin seçici olarak uyarılmasıyla ağrının üst merkezlere iletiminin engellenmesiyle gerçekleştirilen inhibisyondur.

          Postsnaptik İnhibisyon : Ağrıya benzer bir uyarı ile morfin benzeri opoid maddelerin salınımına yol açması üst merkezlerce oluşturulan etkilerle substantia gelatinozanın uyarılması ve yine kapının kapatılmasıdır. Burada venrolateral periaquaductal alanın elektrik stimülasyonuyla ( özel mikroelektrotlarla ) uyarılmasıyla pioid salınımı sağlanarak inhibisyon gerçekleşir.

         Zıt İrritasyon : Beyinde ağrı hafızası vardır. Yani hissedilen ağrı beyinde yer alır. Eğer hissedilenden daha şiddetli bir ağrı bilinçli olarak hasta üzerinde oluşturulursa beyindeki eski ağrı hafızası kırılır ve oluşturulan yeni ağrı beyinde yer alır. Oluşturulan stimulus ortadan kaldırıldığın da  ağrı inhibe edilmiş olur.

AĞRI İLE İLGİLİ BAZI ANORMALLİKLER

        Hiperaljezi : Ağrıya karşı hipersensitivite gelişmesine denir.Başlıca nedenleri ;

                              1-Primer hiperaljezi : Ağrı reseptörlerinin aşırı duyarlılığı

                              2-Sekonder hiperaljezi :  Duyusal iletinin fasilitasyonu

        Talamik Sendrom : Talamusun posteroventral parçasına giden  posteroserebral arter dalının trombus ile bloke olması nedeniyle bu bölgede ki nukleus dejenere olur ve vücuda ne tip bir uyarı verilirse verilsin hepsi kişide keskin ağrı uyandırır.

         Zona ( Herpes Zoster ) : Herpes virüsünün bir arka kök ganglionunu enfekte etmesi nedeniyle ganglionun inerve ettiği dermatomal segmentte şiddetli bir ağrının meydana gelmesidir.

         Tik Dolore  ( Ağrılı Tik ) : Yüzün bir tarafında dokuzuncu veya beşinci sinirin duyusal dağılım alanında hançer gibi saplanan  keskin bir ağrının ortaya çıkmasıdır.

         Allodini : Normalde ağrılı olmayan herhangi bir uyarının ağrılı olarak algılanmasıdır.

         Ağrı Hemiagnozisi : Sağ parietal bölge tutlumunda görülür. Hasta normal tarafı ile ağrılı uyaranı lokalize edip , tanımlayabildiği halde tutulan tarafta bu ayrımı yapamamakta fakat ağrıdan kaçınmanın emosyonel öğelerini gecikme ile gösterebilmektedir.

         Ağrı Esombolisi :  Ağrılı uyaranları ve diğer somatik durumları birbirinden ayırabilirken , ağrılı bir uyaran verildiğinde buna emosyonel , motor bir yanıt verememektedir. Yani ağrıya aldırmazlık durumu söz konusudur.

        Medulla Spinalis Kesisinde Ağrı : Burada ağrı ya inhibitör etkinin kalkması veya eksitatör etkinin artması sonucu somatosensoriyal uyarıların santral sinir sistemine ulaşmasında kesinti sonucu ortaya çıkar. Ya da kronik ağrılı uyarana maruz kalan dorsal boynuz ve talamus gibi santral yapıların bir süre sonra otonom olarak spontan deşarj üretmesiyle meydana gelir. Yani aslında ağrının kaynağı santral mekanizmalardır.

        Periferik Sinir Yaralanmalarında Ağrı : Periferik sinir kesilerinde lezyona uğramayan sinir ucundan yeni A – delta ve C liflerinin filizlenmesiyle , bu liflerden spontan deşarjlar üretilir ve ağrı meydana gelir. Ayrıca distalden meydana gelen bir uyaran da ağrıya neden olabilir.   

AĞRININ KLİNİK GÖRÜNÜMÜ 

Bir sonraki blog yazımızda “AĞRININ DEĞERLENDİRİLMESİ“ni açıklayacağız!                       

Bu yazı hakkında Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir