HALK ARASINDA “KİREÇLENME” OLARAK BİLİNEN KARTİLAJ DOKU DEJENERASYONUNUN OLUŞMA MEKANİZMASI NASILDIR?

May 17, 2019

Osteoartrit Nedir?

Dejeneratif eklem hastalığı olan osteoartrit halk arasında kireçlenme olarak bilinmektedir. 50 yaş üzerindeki kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Osteoartrit vücuttaki herhangi bir eklemi etkileyebilir. En sık etkilediği eklemler eller, kalça, diz ve omurgadır.


Osteoartritte eklem kıkırdak yapısında bozulma oluşur. Bunun sonucu olarak eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda değişiklikler meydana gelir. Kemikteki büyümeler ve eklem kenarındaki çıkıntılar eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olur.

Osteoartrit Oluşma Mekanizması Nasıl Olur?

Hiyalin artiküler kartilaj Yunanca’da “hyalos” olarak geçer ve cam anlamına gelir. Kemiklerin sonunda bulunan noktaları koruyan ince yapıyı (1-7 mm) oluşturur. Bir kemiğin bir başka kemik ile artikülasyonu için pürüzsüz, esnek, düşük sürtünmeli bir yüzey sağlar.

Bu kartilaginöz yüzeyler, kişinin ömrü boyunca ağırlığı dağıtabilir. Bununla birlikte, bir hiyalin eklem kıkırdağı hasar aldığında, onarım için sınırlı mekanizmalara sahiptir.

Diz eklem kıkırdağı, küçük bir hücresel bileşen ve büyük bir ekstrasellüler matriks ile karakterizedir. Eklem kıkırdağının hücreleri kondrositler ve kondroblastlardır. Kondroblastlar, kollajen, agrekan, bağlantı proteini ve HA üreten, ESM’ye ekstrüde edilen ve kendiliğinden toplanan, ayırt edilmiş mezenkimal hücrelerdir. Kondrositler, büyümeyen dokularda gözlenen ve sentetik olarak daha az aktif olan hücrelerdir.

Artiküler kartilajın firbiriler bileşeni olan ESM, elastin , tip II ve diğer kollajen tiplerini içerir, fakat tip II kollajen, kollajen içeriğinin yaklaşık % 90 ile %95’ini oluşturur. XI tipi kollajen fibril boyutunu düzenler ve IX türü prostoglandin molekülleri ile fibril etkileşimini kolaylaştırır.

Kollajen, ESM’nin interfibriler bileşeni boyunca dağılır ve eklem kıkırdak kenarlarındaki kemiğe bağlanan eklem yüzeyinde ağ oluşturur. Eklem kıkırdağı, diğer eklem yapılarından çok daha fazla PG içerir ve büyük PG agrega olup, büyük PG agregaları oluşturmak için HA ile bağlanmıştır. Agrekan, GAGler kondroitin sülfat ve keratan sülfat içerir.

Kondroitin sülfatın ve keratan sülfata oranı, yaşlar ve yerleşim çeşitliliğinin yanı sıra bireyler arasında farklılıkları da gösterir. Kondroitin sülfat konsantrasyonu ne kadar yüksekse, doku, sıkışma kuvvetlerine o kadar direnç gösterebilir. Keratan sülfat konsantrasyonu, yaşlanma ve eklemlerde artritik değişiklikler ile artar ve immobilizasyonla azalır. Keratan sülfat oranı kondroitin sülfat oranını aşarsa, kıkırdağın yüke dayanma kabiliyeti tehlikeye girer. Kıkırdak glikoproteini olan kondronektin, kondroitlerin, kondroitin sülfat varlığında tip II kollajen liflerine yapışmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Eklem kıkırdağının üç ayrı katmanı veya bölgesi, sinovyal eklemlerin kemikli bileşenlerinin uçlarında bulunur. En dış katmanda (bölge 1), radyal olarak yönlendirilmiş tip II kollajen fibrilleri yüzeye paralel olarak düzenlenmiştir. Kıkırdağın bu en pürüzsüz dış tabakası, karşıt eklem yüzeyleri arasındaki sürtünmeyi azaltmaya ve eklem yüzeyi üzerinde kuvvet dağıtmaya yardımcı olur. İkinci ve üçüncü bölgelerde tip II Kollajen lifler rasgele dizilmiş ve açık bir kafes oluşturmuştur. İkinci kat, gevşek kollajen lif ağında deformasyona izin verir ve eklem yüzeylerine uygulanan kuvvetin bir kısmının emilmesine yardımcı olur. Üçüncü katmanda bazı kollajen lifleri yüzeye dik olarak uzanır ve kalsifiye edilmiş kıkırdakta güvenli bir tutuş için kalsifik olmayan kıkırdak arasındaki ara yüz boyunca uzanır. Kıkırdak katmanı, bazen dördüncü bölge olarak anılır, subkondral kemiğe bitişik olarak uzanır ve kıkırdağı kemiğe sıkıca bağlar. Kireçlenmiş ve kalsifiye edilmemiş kıkırdak arasındaki arayüze tidemark denir. Kıkırdağın tidemark alanı, büyüme, yaşlanma, yaralanma ve iyileşme ile ilişkisi yönünden önemlidir. Normalde, eklem kıkırdağının kalsifiye katmanının kemikle değiştirilmesi, endokondral ossifikasyon ile oluşur. Kalsifikasyon cephesi, kıkırdakların kalsifikasyona uğramamış bölgesine, kalsifiye edilmiş kıkırdağın endokondral ossifikasyon ile absorpsiyon hızı ile dengede olan yavaş bir hızda ilerlemektedir. Yaşlanma sırasında, kıkırdak katmanının kemiğe dönüştürülmesi ve daha sonra tidemark alanının ilerlemesi, hiyalin eklem kıkırdağının incelmesi ile sonuçlanır. Subkondral kemikte mikro kırıkları içeren yaralanmalarda, kemikteki ikincil ossifikasyon merkezi, yeni kemik büyümesi için etkinleştirilebilir. Yaşlanmaya benzer bir süreç ortaya çıkar. Kemik büyümesi, kireç haline getirilmiş tabakaya, tidemark ilerlemelerine ve kalsiyumsuz katmanın incelmesine kadar genişler.

Eklem kıkırdağı tasarımı, biçim ve işlev arasındaki etkileşimin göz  çarpan bir örneğidir. Agrega PG’ler, kıkırdakta ozmotik basınç yaratarak büyük bir su hacmi çekerler. İnterfibriller matris genişledikçe yüzeysel kollajen ağı, gerginlik yaratarak karşı kuvvet oluşturur. Osmotik basınç ile eklemdeki yük arasında bir denge oluşur ve daha fazla deformasyon meydana gelmez. Kıkırdağın kompresyon kuvvetine direnme yeteneği, bu iki özelliğe bağlıdır: Agrege olmuş PG’lerinin büyük bir hacmi ve bozulmamış bir kollajen ağı.

PGler basınç yüküyle artar. Eklem hareketi sırasında veya kıkırdak sıkıştığında, kıkırdağın sıvı içeriğinin bir kısmı, en dıştaki kollajen tabaka içindeki gözenekler yoluyla sızar. Yük çıkarıldıktan sonra ozmotik basınç ile kıkırdak içerisine geri akar. Hareketli sıvı, kondrositleri besleyen besin maddelerini taşır. Akışkanın hızı, uygulanan kuvvetin büyüklüğü ve süresinden etkilenir. Uygulanan kuvvet, uzun bir süre boyunca sürdürüldüğünde; ozmotik basınç ve dış yük, akışkan akışını azaltır. Çünkü hiyalin kıkırdağın yetişkinlerde kan damarları ve sinirleri yoktur, besinleri sadece sıvının ileri geri akışından türetilir. Dolayısıyla, akışkanın serbest akışı eklem kıkırdağının belenmesi için gereklidir. Azaltılmış akış da yüklenme düştükçe oluşur. Kıkırdak yüzeyinde basınç kuvvetlerinin olmaması ESM’de hareketsiz kalmış sıvının hareketini azaltır. Böylece, hiyalin eklem kıkırdağı, muhtemelen sıvı akışı azaltıldığında, kıkırdağın beslenmesiyle etkileşim sonucunda, uzatılmış yükleme veya boşaltma sonrasında dejeneratif değişikliklere uğrayabilir. Kıkırdak oluşumu ve sağlığı orta kompresyon kuvvetlerinin dönüşümlü döngülerine bağlı görünmektedir. Yüzeyel kollajen tabaka hasar görür, genellikle aşırı sürtünme kuvvetleri veya travma yoluyla PG’lerin ozmotik basıncına direnme kabiliyetini ortadan kaldırır. Başlangıçtaki eklem kıkırdağı PG agregaları artık yoktur ve yüzeysel kollajen ağa karşı kuvvet olmadan daha fazla su çekip, şişer ve kalın hale gelir. Kıkırdağın içerisindeki ve dışındaki sıvı hareketi azaltılarak hücre beslenmesi azaltılır. Sonunda, yüzeyel kollajen ağının tutulması olmadan, PG’ler sinoviyal sıvıya kaçmaya başlar ve kıkırdağı aşındırır ve inceltir. Osteoartrit gelişimi sırasında ortaya çıkan sekans budur.

Bu yazı hakkında Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir