ZİNCİR REAKSİYONLARI VE TONİK – FAZİK KASILMALAR

May 24, 2019

Tonik ve Fazik kas sistemleri birbirinden ayrı olarak işlev görmezler. Postür, yürüyüş ve koordineli hareket için birlikte çalışırlar. En uygun postür (duruş) ve hareket için tonik ve fazik sistemlerin arasındaki etkileşime ihtiyaç vardır. Bu etkileşim hareket esnasında eklemlerin merkezi hareketini sağlar ve hareket esnasında eklem uyumu sağlamak için muskuler kuvvet dengesi yaratır. Vojta ve peters (1997), Brugger (2000) ve Kolar(2001) hareketdeki bu koaktivasyonla dengeyi ve postürü anlamanın önemine dikkat çekmişlerdir.

Fazik Kasılmalar
Kas ritmik bir şekilde kasıldığı ve gevşettiğinde; Buna fazik kasılma denir. Bu, örneğin yürürken meydana gelir. Bacak kaslarınız yürürken kasılır ve gevşer.
Tonik kasılmalar
Tam tersi durum kas her zaman kasılırken ortaya çıkar, ancak sadece tonda değişiklik olur. Tonik kasılmalar yapan tipik kaslar, sırt kaslardır. Omurgayı (ve belinizi) her zaman dik tutarlar.
Tonik + Fazik kasılmalar
Duruma bağlı olarak birçok kas aynı zamanda tonik ve fazik kasılmaları da yapabilir. Örneğin, elinizde bir top tuttuğunuzda, dirseğiniz doksan dereceyle bükülürken (tonik kasılma) ve aynı zamanda alt kolunuzu aşağı ve yukarı hareket ettirdiğinizde (fazik kasılma) tonik+fazik kasılmalar olur.

Duruma bağlı olarak birçok kas aynı zamanda tonik ve fazik kasılmaları da yapabilir. Örneğin, elinizde bir top tuttuğunuzda, dirseğiniz doksan dereceyle bükülürken (tonik kasılma) ve aynı zamanda alt kolunuzu aşağı ve yukarı hareket ettirdiğinizde (fazik kasılma) tonik+fazik kasılmalar olur.

Tonik ve Fazik sistemler bazı spesifik hareket zincirlerinde koaktive olurlar. Her bir zincir koordineli hareket paternlerinden oluşmuş sinerjistik hareket serilerinden meydana getirilir. Bu hareket zincirleri, primitif refleksleri ve hareket paternlerini yansıtırlar ve daha komplike hareketlerin olduğu insan tabanlı motor program olarak görev yaparlar. Üst çeyrek (servikal ve üst ekstremite);  tonik ve fazik koaktivasyon paternleri kavrama, ulaşma ve tutma için kullanılırken; alt çeyrek (lumbar ve alt ekstremite) paternleri emekleme ve yürümede kullanılır. Tonik ve fazik sistemlerde üst ve alt çeyrek birbirine benzer fakat gene de kendine özgü hareket paternleri gösterirler. Normal yürüme ve postürde bu iki sistem arasında uygun bir dengenin olduğu gösterilmiştir. Üst ve alt vücut arasındaki tonik ve fazik sistem etkileşimi resiprokal lokomosyondan sorumludur.Spesifik olarak üst ve alt çeyrek sistemlerin kontralateral koaktivasyonu vücut boyunca resiprokal kol ve bacak hareketlerinin karakteristik paternlerini oluşturur.Örnek olarak  sol alt ektremitenin  salınım fazında bacak fleksiyonu, tonik hareket paterni ve sağ üst ekstremitede tonik hareket paterni ile kol fleksiyonu görülür. Basma fazı esnasında bacak ekstansiyonu , ters kolda da ekstansiyonda olur ve vücut boyunca fazik sistem resiprokal olarak koaktifleşir. Ekstremitelerin bu koordinasyonu yüzme, yürüme gibi motor aktiviteler esnasında da uyumlu çalışmaktadır (Wannier ve ark. 2001). Üst ve alt ekstremite arasında doğrudan bir nörolojik bağlantı vardır. Ferris ,Huang ve Kao’nun (2006) bakış açısına göre son çalışmalar lokomotor hareketler esnasında  üst ekstremite aktivasyonunun alt ekstremite üzerinde uyarıcı etkisinin olduğu yönündedir.

     Bir sistemdeki dengesizlik zıttı sistemde postüral kompansasyonlara ve adaptif değişikliklere yol açabilir ve bu da kas dengesizliğine yol açar. Doğuştan olan bu hareket zincirleri klinisyenlere kas dengesizliklerinin paternlerini tahmin etmesine ve kas iskelet sistemi ağrılarında daha etkili bir değerlendirme ve tedavi yapmalarına olanak sağlar. Tonik ve fazik zincirlere katılan kasların karakteristik olarak kas imbalansı problemlerinden sorumlu olması bir tesadüf değildir. Örnek olarak üst çeyrek tonik harekete eşlik eden kaslar (pektoralis majör,subskapularis,ön kol fleksörleri ve pronatörleri) gergin olmaya daha meyilliyken; üst çeyrek fazik hareketlere katılan kaslar da (deltoid,posterior rotator kuff,ön kol ekstansörleri ve spinatörler) gevşek olmaya daha meyillidirler. Bunlar Janda’nın kas dengesizliğinin kendine özgü sınıflamasını yaratmak için kullandığı gözlemlerdir.

     Bir kasın nihai fonksiyonu sprsifik bir hareketdeki işlevsel ihtiyaçlarla doğrudan alakalıdır. Böylece kaslar hem fleksörler hem de ekstansörler gibi hareket edebilir. Kasın nörolojik kontrolü, herhangi bir zamanda o kasın hareket ettirici mi, stabilizatör mü yoksa nötralize edici mi olup olmadığını belirlemede kilit öneme sahiptir. Burada değişmeyen filogenetik sınıflandırma ve nörolojik fonksiyon temelli olarak kasların fleksör veya ekstansör olarak işlev görme eğilimleridir.

     Özet olarak zincir reaksiyonlarını anlamak klinisyenlere fonksiyonel patolojiyi tanımlamaya ve tahmin etmeye kısa zamanda yardımcı olmaktadır. Zincir reaksiyonları konsepti, klinisyenlere ağrının da ötesinde bir bakış açısı sağlar ve ağrının kaynağından çok ağrının nedenine odaklanmalarına olanak sağlar. Birbirine bağımlı olan üç zincir vardır;

  1. Artiküler,
  2. Muskuler ve
  3. Nörolojik zincirler

Bu zincirlerin kronik  nöromuskuloskeletal ağrılarda göz önünde bulundurulması gerekir. Herhangi bir zincirdeki adaptasyonlar faydalı veya zararlı olabilir. Klinisyenlerin bu adaptasyonların fonksiyonel mi patolojik mi olduğuna karar vermeleri gerekmektedir.

Kaynak:


http://www.jandaapproach.com/

Excerpted from Page, Frank, and Lardner. Assessment and Treatment of Muscle Imbalance: The Janda Approach (2010)

Kitap:
https://www.amazon.com/Assessment-Treatment-Muscle-Imbalance-Approach/dp/0736074007

Bu yazı hakkında Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir