FASYAL MEKANORESEPTÖRLER

May 25, 2019

Proprioseptif duyusal bilginin aktarılması için beş tip fasyal mekanoreseptör vardır.

1-) Kas İğcikleri

Kas iğleri, kasın gövdesinde bulunan duyusal reseptörlerdir. Perimisyum’un bir uzantısı olan bir fasya tabakası içinde kapsüllenir (Stecco 2015). Güç üreten, ekstrafusal kas liflerine paralel olarak düzenlenen kas iğcikleri, primer ve sekonder uçlara sahip hem germe hem de hız reseptörleridir. Primer uçlar, genel kas uzunluğundaki değişikliklerin hem hızı hem de büyüklüğü hakkındaki verileri hızlı bir şekilde iletmekten sorumludur. Sekonder uçlar, sadece uzunluktaki değişiklikleri algılayabilir, hızları algılayamaz.

2-) Golgi Reseptörleri

Derin fasya boyunca Golgi reseptörleri bulunur. Ancak miyotendinik kavşakların etrafına yerleştirildiğinde, Golgi tendon organları olarak adlandırılırlar. Bağlarda bulundukları zaman Golgi uç organları olarak adlandırılırlar. Van der Wal’e (2009) göre, kas, tendon veya ligament reseptörü arasında doğal bir fark yoktur.

Ayrıca Golgi reseptörlerinin sadece %10’unun gerçekte tendonun içinde bulunduğuna dikkat edilmelidir. Diğer %90, yukarıda belirtilen bağlarda, eklem kapsüllerinde, aponeurotik bağlanma bölgelerinde ve miyotendinöz kavşakların kas kısmında bulunur.

Golgi reseptörleri, bağ ve tendonlardaki gerginlik seviyesini izler. Yavaş germe ile uyarıldığında, Golgi reseptörleri, spesifik alfa motor nöronlarının ateşlenme hızını yavaşlatarak, kasın tonusunda bir düşüş meydana getirerek tepki verir. Bunun aşırı dozdan korunmak için koruyucu bir önlem olduğuna inanılmaktadır, ancak bu aktif kas kasılması olduğunda gerçekleşir. Bunun nedeni, Golgi reseptörlerinin kas lifleri ve tendonlarla seri olarak düzenlenmesi ve tendonların daha sert olmasıdır. Bu düzenleme nedeniyle pasif germe sadece kasları etkileme eğilimindedir, nispeten gevşemiş lifleri gerginliğin çoğunda süner. Bununla birlikte, küçük, izometrik kasılmalar Golgi reseptörlerini meşgul etmek için yeterlidir ve bu kasılma-gevşetme mekanizması propriyoseptif nöromüsküler fasilitasyon (PNF) ve diğer benzer tedavilerin etkinliğinin temelini oluşturur.

Son olarak, eklemlerdeki kompresyon kuvvetlerini alan daha nadir Golgi-Mazzoni korpüskülleri vardır. Dizde bol miktarda bulunurken, ayak bileğinin retinakülünde de keşfedilmiştir (Stecco ve ark. 2010).

3-) Pacini reseptörleri

Ayrıca lamel korpüsküller olarak da bilinen yumurta şeklindeki Pacini reseptörleri, miyotendinöz kavşakların daha hassas kısımlarında, eklemlerin derin kapsüler tabakasında, epimisyum, spinal ligamentlerde ve faset eklemlerinde bulunur. Paciniform korpüskülleri denilen çok daha küçük reseptörler interosseus membranlarında bulunur.


Bir Pacini reseptörü veya korpüskülü. Yalnız her bir parmak ucunda tahmini 3.000 Pacini korpüskülü vardır.

Pacini reseptörleri, hem propriyosepsiyon hem de motor kontrolünü artırarak basınç ve titreşimdeki ani, hızlı değişikliklere yanıt verir. Omurgadaki yüksek yoğunlukları göz önüne alındığında, Pacini reseptörlerinin uyarılmasının, yüksek hızlı, düşük genlikli (HVLA) bir kayropraktik stil düzeltmeden sonra faydalı etkisinin bir kısmını oluşturması muhtemeldir.

İlginç biçimde, bazı karın iç organlarında, özellikle de pankreasta, lameller korpüsküler de bulunmuştur (Caceci n.d.). Pacini reseptörlerinin titreşimleri tespit etme yeteneğinin (özellikle düşük frekanslı sesler ve ağır hava hareketi), bir rock konserinde veya senfoni orkestrasında ağır bas sesi olduğunda bağırsaktaki bu belirgin duygudan sorumlu olduğu düşünülmektedir.

4-) Ruffini reseptörleri

Ruffini reseptörleri, periferik eklemlerin ligamentlerinde, dura materde, eklem kapsülleri ve düzenli gerilme, cilt ve yüzeyel fasya ile ilişkili dokuların lifli dış tabakasında bulunur. Titreşimi, basıncı ve özellikle de makaslama kuvvetlerini algılarlar.

Ruffini reseptörleri ayrıca, kayma ile basınçtaki sürekli değişikliklere cevap verir. Bu genellikle manuel tedavide yumuşatan basınç olarak adlandırılır. Doğru uyarıldığında, kas tonusunda küresel bir azalma oluştururlar. Temel olarak, Ruffini reseptörleri ateşlendiğinde, sakinleşirsin. Ayrıca hem makaslama kuvvetlerine hem de lateral gerilmelere karşı çok duyarlıdırlar.

27 ayağın yapılan son anatomik muayenesinde, ayak bileğinin retinakülünde bol miktarda Golgi-Mazzoni, Pacini ve Ruffini reseptör tipi bulundu (Stecco ve ark. 2010). Bu çalışma ayrıca, retinakulada fasyal kalınlaşma konusunda uzmanlaşmış ve eklem stabilizasyonu için yapılar veya tendonlarda tutulan bir yapı olmadığını göstermektedir. Bunun yerine, retinakula, ayağın ve ayak bileği ekleminin hareketini daha iyi algılamak ve potansiyel olarak bu duyusal bilgiyi diz, kalça ve beyine iletmek için bacak fasyası içerisinde proprioseptif bir uzmanlık olarak düşünülmelidir.

‘Unutmayın, frene basarken hayatınız ayağınızın ellerinde. ‘

George Carlin

5-) İntersitiyel Reseptörler (Serbest Sinir Uçları)


Duyusal girdilerimizin yüzde 80’inden sorumlu serbest sinir uçları.

İnterstisyel reseptörler fasyadaki en bol ve gizemli mekanizmalardır. İnterstisyel reseptörler ayrıca serbest sinir sonları olarak adlandırılır ve tipik bir motor sinirde duyusal sinir liflerinin neredeyse yüzde 80’ini oluşturur. Hem miyelinli Tip III lifleri hem de C lifleri olarak da bilinen miyelinsiz Tip IV lifleri vardır. Vücudun her yerinde serbest sinir uçları bulunur. Saç köklerini sararlar ve ayrıca kemik içindedirler ve aralarındaki her yerdedirler. Yüzeysel ve derin fasya arasındaki makaslama, kayma bölgelerinde bol miktarda bulunurlar.

İnterstisyel reseptörler vücuda gerginlik, stres, hissetme, sıcaklık ve daha fazlası gibi mekanik değişimler hakkında sürekli geri bildirimde bulunur. Bazı interstisyel reseptörler otonom fonksiyonlar yerine getirir ve kalp atış hızını ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Sinir sistemine kan akışının düzenlenmesi için ince ayar yapılması konusunda yardımcı olurlar.

Aşırı hafif basınca (saç folikülü) ve ayrıca çok ağır basınca (periosteum) yanıt verecek şekilde uyarılmış serbest sinir uçları propriyoseptif hassasiyeti arttırır. Ayrıca, hiperaktivize edilmiş serbest sinir uçlarının kronik miyofasiyal ağrı kaynağı olduğu da öne sürülmüştür (Stecco ve ark. 2013).

Kaynak:

[Anatomy] David Lesondak – Fascia What it is and Why it Matters (2019, Handspring Publishing Limited) (1)

Bu yazı hakkında Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir